Atilla ve Büyücü Şifacı

Metehan Yenen
7 dakika okuma
867 kelime
Felsefe
Atilla ve Büyücü Şifacı

“Atilla yaratmayı asla düşünmez, sadece ele geçirmeyi düşünür. Maddi yağma tek amacıdır. Fethettiklerine dayatabileceği başka hiçbir amacı, planı, sistemi ve değerleri yoktur.”

“Büyücü Şifacı’ya göre duygular bilincin araçlarıdır ve istekler gerçeklerden üstündür. Bilinç ile gerçeklik, algılayan ile algılanan arasındaki ayrımı ortadan kaldırarak bilgi arayışına girme riskinden sakınır.”

Bu satırlar objektivizm felsefesini geliştiren Filozof Ayn Rand’ın “Yeni Entelektüel İçin” kitabından alıntıdır.

Ayn Rand, Atilla ve Büyücü Şifacı metaforlarını felsefi düşüncesini daha iyi bir biçimde açıklayabilmek için sıklıkla kullanmıştır. Peki bu metaforlar bize ne anlatır ve hangi dünya görüşlerini benimserler?

Atilla, fiziksel gücü, şiddet tekelini, faydacılığı, fiziksel güç ve baskıyla elde edilen egemenliği simgeler.

Büyücü Şifacı ise mistisizmi, duyguların hükümranlığını, doğa üstü güce inanışı, pratikten korkuyu simgeler.

Bu metaforların özellikleri yüzyıllar, bin yıllar boyunca değişmemiştir. Tarih her dönem Atillalara ve onu ahlaki temellere oturtan Büyücü Şifacı’ya tanıklık etmiştir.

Atilla, fiziksel gerçeklikten başka hiçbir şeyle ilgilenmemiştir. Onun için amaçlara giden araçlar ve tüm sorunların çözümleri aynıdır: Silah, cebir, baskı, şiddet. Atilla bireysel tercihlerden korkar ve bireysel tercihlere kelimenin tam anlamıyla “şiddetle” karşı çıkar. Bireysel tercihler değil sadece Atilla’nın kendi tercihleri olmalıdır. Kendi tercihleri hükmettiklerinin de tercihleri olmalıdır. Bir anlamda da tercihlerini dayatabilmek için hükmetmelidir.

Atilla’ya göre bireyler bir çiftlik sahibinin çiftliğindeki hayvanlara benzer.

“Ne var ki iyi bir çiftçi en azından meyve ağaçlarının ve hayvanların özel bir yapıya sahip olduklarını ve özel bir bakıma ihtiyaç duyduklarını bildiği halde Atilla’nın algısal mantığı böylesine soyut bir seviyeye çıkamaz.”

Atilla; yaratılan, yaratıcı beyinler tarafından ortaya konulmuş “şey”lere değer vermez. (Rand “şey” ifadesini sıkça kullanmaktadır.) Hedefine koyduğu “şeyleri” anlamaya çalışmaz, merak dahi etmez. Kafasında “Nasıl?” sorusu yerine “her nasılsa” ifadesi vardır. Bu şeyleri cebir yoluyla ele geçirmeli ve onlara da hükmetmelidir. Bir diğer açıdan ise cebir, baskı, zor kullanımı Atilla’ya hükmetmektedir.

Atilla’nın hayat görüşünde üretim yoktur, ele geçirme vardır; gönüllülük değil zorlama vardır; objektif gerçeklik değil metafizik vardır; yenilik değil tutuculuk vardır; “Nasıl?” değil “her nasılsa” vardır.

Atilla’ya göre doğa olguları indirgenemez ölçüde birincildir. Gerçeklik ona göre çok tehlikelidir. Soyutlamaları, değerleri, idealleri, ilkeleri, teorileri aşağılar.

Peki Büyücü Şifacı kimdir? Büyücü Şifacı metaforuyla ne anlatılmak istenmektedir?

Büyücü Şifacı ilkel toplumlarda entelektüellerin yerini tutar.

Büyücü Şifacı içgüdüyü, mistisizmi, sorumsuz bilinci, doğaüstücülüğü, sahte bir üst gerçekçiliği, kendini feda etmeyi, zihinsel tembelliği, kaygıyı simgeler.

Büyücü Şifacı rasyonel düşünmekten kaçınır. Mistik sebepler ve sonuçlar çerçevesinde dünyadaki durumların geliştiğini söyler. Büyücü Şifacı doğaüstücüdür; hayata yön veren olgular ona göre yalnızca “kader” ve “şans”tır.

Büyücü Şifacı’nın epistemoloji anlayışı metafizikten ibarettir. O, soyutlamalara şiddetle karşı çıkarken insan aklının yetersiz olduğunu ve herhangi bir yaratım sürecine giremeyeceğini savunur. İnsan zihni küçümsenir. Akıl terk edilerek gerçek bilgiye ulaşılabilir.

“Böylece akıl, varsayım, ima ve kaçınma yolları ile felsefe sahasının dışına itildi.”

Ona göre felsefe, teolojinin emri altına girmelidir. İnsanları ruhen ve fikren yönetmeli, onlara hükmetmelidir. Ahlak tekeline sahip olmalıdır.

Büyücü Şifacı’ya göre ahlaki olan tutum kendini feda etmedir. (altruizm)

Kendini feda etmeyen, kendi yolunu çizen ve mutluluk peşinde koşan birey, Büyücü Şifacı’ya göre ahlaksızdır.

Atilla ve Büyücü Şifacı’nın Ortaklığı

“Yüzeysel bakıldığında bu iki figür birbirinin zıddı gibi görünebilir ama aslında ortak noktaları vardır: Algısal çalışma yöntemine bağlanmış bir bilinç, otomatiğin, dolaysız olanın, önceden belirlenmişin, istemsizin, yani bir hayvanın ‘epistemolojisinin’ ya da insan bilincinin yaklaşabildiği kadar o epistemolojiye yakın bir şeyin ötesine geçmeyi tercih etmeyen bir farkındalık.”

Atilla da Büyücü Şifacı da akıl yetisine başkaldırmıştır. İki figür de otomatik bilinci savunur. Her ikisi de rasyonel düşünceye karşıdır. Her ikisi de doğaya itaati savunur.

Atilla amacı ve aracı olan fiziksel fethini gerçekleştirirken Büyücü Şifacı’nın mücadele yöntemini benimser. Büyücü Şifacı’nın ruha yönelik düşüncelerinde fiziksel fethinin dayanaklarını bulur.

Büyücü Şifacı’ya göre bilincin aracı duygulardır ve bir hayvanın bilincinde olanlar kesinlik içerir. Üstte de belirtildiği gibi duygular gerçeklerden üstündür. Bilinci tek gerçek olarak kabul eder ve bilgi arayışına girmekten inanılmaz bir korku duyar.

“Gözlerinin odaksız kör bakışlarını iç dünyasına yöneltip, bilincinin dümensiz işleyişinin ürettiği duyumlar, hisler, dürtüler, boğucu çağrışımsal girdapları düşünüp taşınarak otomatik olarak kesinliğe ve evrenin yanılmaz bilgilerine ulaşacağını umar.”

Atilla, Büyücü Şifacı’nın epistemolojisini benimseyecek ilk figürdür. Ahlaki ilke eksikliği çekmekte olan Atilla’nın kendisine dayanak bulabileceği tek ahlaki sistem Büyücü Şifacı’nın ortaya koyduğu sistemdir.

Atilla, anlık heveslerine yenik düşer. Büyücü Şifacı güvence olarak hevesleri, duyguları ve bilinci topluma sunar. Doğal olarak Atilla da bu güvenceye sığınmak zorundadır.

Atilla ve Büyücü Şifacı’nın gerçeklik korkusu eşittir. “Her ikisi de hayatla başa çıkma konusunda içten içe kendilerini yetersiz hissederler.”

İkisi de kendilerinde eksik olanı birbirilerinden tamamlarlar. Atilla, Büyücü Şifacı’ya hayat mücadelesinin maddi araçlarını verirken Büyücü Şifacı da Atilla’ya hayatın mistik sırlarını ve epistemolojisini verir.

Atilla ve Büyücü Şifacı’nın Arasındaki Güvensizlik

İki figürün arasında bir ortaklık vardır. Ancak bu ortaklık hiç de sağlam değildir. Karşılıklı korkuya ve küçümsemeye dayanır.

“Atilla değerleri, idealleri, ilkeleri, kuramları ve soyutlamaları aşağılarken Büyücü Şifacı mal mülkü, zenginliği insan bedenini ve bu dünyayı aşağılar.”

Düşünceyle değil kronik bir kaygıyla birbirlerine bağlanırlar ve ortaklık kurarlar.

Felsefenin Doğuşu

Büyücü Şifacı Atilla’ya, Atilla Büyücü Şifacı’ya elini uzatamadı. Felsefe doğdu.

Tabi ki de Atilla ve Büyücü Şifacı felsefenin doğduğu dönemde de felsefeye kısmen sızdı ve günümüzde de bu sızma devam ediyor.

Ancak insan, büyük oranda bu iki figürün düşünsel ve kuvvetsel zincirini kırdı.

Altruistler ve Kolektivistler bu iki figürü müdafaa etmeye günümüz dünyasında dahi devam ediyorlar.

Yani günümüzde bu figürlerin savunucuları onlardır. İnsanlık bu iki figürle eskisi kadar güçlü olmasalar da mücadele vermektedir.

Kaynakça: Yeni Entelektüel İçin / Ayn Rand

Yazar Hakkında